Gökçe Akustik

Medya Times

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Kategori : SURİYE
Haberin Tarihi :   09 Ocak 2017 - 20:37

Birleşmeyi Kim Reddetti? Muhaysini Açıklıyor (Tam Metin ve Türkçe alt yazılı)

Büyüt
Küçült
Birleşmeyi Kim Reddetti? Muhaysini Açıklıyor (Tam Metin ve Türkçe alt
Birleşmeyi Kim Reddetti? Muhaysini Açıklıyor (Tam Metin ve Türkçe alt yazılı)

HABER: MEDYA TİMES

Suriye'de direnişçiler safında savaşan Suud alimlerinden Şeyh Abdullah el Muhaysini, Şam'da bu hafta adlı programda çok çarpıcı bilgileri dile getirdi.

Muhaysini, Suriye'de direniş güçlerinin birleşmeyi kimlerin engellediğine dair konuştu.

Birleşmeye dair şüpheler, akıllardaki tüm soru işaretlerinin cevapları…

Cihadi grupların emirlerinin kapalı kapılar ardında neler konuştukları…

Emirleri ilk defa bu kadar yakından tanıyacaksınız.

Birleşme süreci, tüm ayrıntılarıyla Şam’da Bu Hafta’nın 60. bölümündeki bu roportajda.

İşte Muhaysini'nin Şam'da Bu Hafta adlı konuşmasının tam metni

Allah sizleri yaşatsın sevgili seyirciler. Daimi konuğumuz Mücahit Şeyh Dr. Abdullah Muhaysini ile bir senedir her hafta sizlerle buluştuğumuz Şam’da Bu Hafta programına hoş geldiniz. Allah sizi yaşatsın şeyh.

Allah seni yaşatsın Ebu Ömer. Hoşbulduk. Allah’tan seni bereketli kılmasını dileriz. Allah sizleri yaşatsın doğusundan batısına Şam’daki ehlimiz. Allah sizleri yaşatsın Suriye’nin güneyinden kuzeyine doğusundan batısına tüm kurtarılmış bölgelerdeki ehlimiz. Allah’tan sizi korumasını ve düşmanlarımıza karşı yardım etmesini dileriz. Allah sizlerden ve bizlerden cihadı, sebatı ve ribatı kabul buyursun. Allah’tan Şam tağutunun helakını bize göstermesini dileriz. Ki Aziz olan Allah’a bu zor değildir. Allah’tan dileriz ki  memleketlerinden göç ettirilen Halep ehli Allah’ın “Hicret edenlerin, memleketlerinden çıkarılanların, yolumda ezaya uğratılanların, savaşan ve öldürülenlerin günahlarını elbette örteceğim.” Dikkat ey mübarek “günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir nimet olarak, onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Nimetin güzeli Allah katındadır. İnkar edenlerin diyar diyar gezip refah içinde dolaşmasını sakın seni aldatmasın.” [Ali İmran 195-196]  And olsun ki, ” şeklinde buyurduklarından olurlar. Allah’tan sizi korumasını ve şerefli Halep’e muzaffer ve başınız dik olarak geri döndürmesini dileriz. Aziz olan Allah’a bu zor değildir.

Bu bölümdeki gündemimiz Suriye’deki tüm evlerin gündemi olan bir mesele. Müsaade edersen şeyh sana önceden sorulmuş sorular yönelteyim. Fakat bu sorular bugün Suriye sokaklarının gündemindeki meseleler. Bize düşen ise bu bölümde bu meseleleri dile getirmemizdir.

Allah'tan bu programı bereketli kılmasını diliyorum. Bizden ve sizden kabul etsin.

Yönelteceğimiz sorular şunlardır: Birleşme ne oldu, başarısız mı oldu, yoksa hala ümit var mi? İlim ehlinin birleşmeyle ilgili fetvası nedir? Bazıları Suriye meselelerine karışmamanızı söylüyor. Birleşmeye karşı olanların itirazlarına cevaplarınız nelerdir? Soruların detaylarına gelelim sevgili şeyhim.

Allah’ım göğsümü genişlet işimi kolaylaştır dilimin bağını çöz sözlerimi anlasınlar. Allah’tan dileğim vereceğimiz cevapların kiyamet günü insanların lehimize şahitlik yapacağı cevaplar kılması aleyhimizde kılmamasıdır.

Sevgili şeyhim bir izahta bulunmak istiyorum. Bu sorular devrim sokaklarından gelen sorulardır. Başlayalım. Birleşme.. Birleşmenin ne oldugunu bilir misin? Bugün yaşananlara göre rejimi devirme hayalleri rüya mı oldu? Tüm yalınlığı ve açıklığıyla...

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla hamd Allah'a salat ve selam Allah’ın elçisine olsun.

Rabbim göğsümü genişlet işimi kolaylaştır. Dilimin bağını çöz sözümü anlasınlar. Ey gökleri ve yeri yoktan var eden, görünen ve görünmeyeni bilen Allah'ım kullarının ihtilaf etikleri şeylerde kıyamet günü hüküm verecek olan sensin. Sen ihtilaf ettigimiz şeylerde bizi hakka yönelt. Bu soruyu bir önceki programda da sormuştun. Cevap olarak da demiştim ki birleşmeye engel olan iki gruptur. Onlar da Cephe [Fethuş Şam] ve Ahrar[uş Şam]dır. O günden beri de bize uyku uyutmadılar. Ama bu insanlarin bizim üzerimizdeki haklarından biriydi. Bizim onlarla birlikte olmamız gerekir. Sen daha önce defalarca bana hangi gruba mensupsun diye sordun. Ben de cevaben ‘çadırlarda yaşayan insanladanım’ dedim. Benim grubum onlardır ve ben bununla da gurur duyuyorum. Bir kez daha belirtmek istedim. Bugun daha ileri bir mesafeye geldik. Çünkü bu seferki birleşme görüşmeleri daha öncekilerden farklıydı. Daha ileri bir merhaleye gelinmiş olması, Halep'in düşmüş olması, binlerce insanın birleşme isteğiyle sokaklara dökülmesi acılardan öncekilerden farklıydı. Ayrılıkları yüzünden Halep'in düşmesinden sonra.

Bu yüzden sözlerim dakik olacak. Meseleyi izah edeyim;

Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a yemin olsun ki 3 sene önce ben memleketim Suudi Arabistan’da ailemle birlikteydim. Ders alıyor, dersler veriyordum. Suriye'deki grupların ayrılığını görünce kesinlikle gitmem gerekir dedim. Sadece para gönderip malımla cihad ediyorum diyebilirdim. Ama bu yetmez dedim. Ümit ederim ki Allah beni Müslümanların birleşmesine vesile kılar. Bir ilim talebesinin görevi birleşmeyi sağlamaktır. Bu benim Suriye’ye gelmemin en önemli sebebiydi. Suriye dışında olan pek çok alim var. Bazıları da para gönderir. Birleşme için faaliyetlere başladım. Birleşmeden başka çözüm yoktur. Biz,ümitsiz değiliz. Şeyh Abdullah El Ğab ve Şeyh Muhammed El Cevlani ile görüştüm. Ahrar ve Cephe’nin emirleri. Niye? Çünkü 3 senedir herkesçe malum sözdür 'Ahrar ve Cephe birleşsin biz de onlarla beraberiz.' Böylece sahada birlik olur. İkisinin özgürleştirilmiş yerlerdeki nüfuzu %50-60’tır. Oran farklı da olabilir. Ben hiçbir zamanda Ahrar veya Cephe bünyesinde birleşilmesini talep etmedim. Ama bu ikisi birleşirse diğerleri degelip birleşir. Hem İslami gruplar hem de ÖSO grupları gelir. Şeyh Abdullah El Ğab benim önümde Şeyh Cevlani'ye dedi ki:“El-Kaide’den bağını kopar. Mesele hallolur birleşme sağlanır. Bu söz iki sene kadar önceydi. Tüm saha bunu konuşmaya başladı. İçerdeki ve dışardaki şeyhler ‘Cephe’ye El-Kaide ile bağlarını kopar’ dedi. Kardeşler bunu epey geciktirdi. Daha sonra Ahrar’ın liderliğine Ebu Yahya Ebu Cabir geldi. Ebu Haris ve diğerleriyle oturdum konuştum. Bu arada Cephe'deki kardeşler El Kaide ile bağlarını kopardı.Hatta isimlerini de değiştirdi. Sonra birleşme için oturduk. Elhamdulillah artık engel kalkmıştı ve birleşme kaldı.

Taki mustazafların acıları biraz hafiflesin. Ama subhanallah Şeyh Ebu Yahya burada başka şartlarının olduğunu söyledi. O şart da emirin Cephe'den olmamasıydı. Sebebi ise Cephe'nin terör listesinde olmasıydı. Evet bağlarını kopardı ama terör listesinden çıkmadı. Terör listesindeki Cevlani'nin bu piramidin başına gelmesi olmaz. Burada siyasette vardır. Askeri kuralllar vardır. Bu şart normaldi. Ayrıca tüm grupların birleşmesini istedi. Bu şer'i bir taleptir. Biz de bunu istiyoruz. İsteğimiz 2-3 kişinin birleşmesi değildir. Şeyh Cevlani'ye emirliği onlara bırakmasını söyledim. Ahrar’dan olmasışart değil, diğerlerinden de olabilir. Yeter ki Cephe'den olmasın. Kardeşlik vardır. Bu oturumlarda konuşulan emirlikti . Emirin kim olacağı kararlaştırılamadı ve sonuçsuz kaldı.

Şeyh Muhammed red mi etti? Evet.

Ben burada susmayacaktım ve seninle programa çıkıp senin soruna Cephe ve Ahrar diye cevap verdim. Bu söz doğruydu. Ama bundan sonra kimisi bize öfkelendi kimisi aleyhimizde yazdı.

Maalesef bugün sahada üzücü bir durumu yaşıyoruz. İslami hareketlerin,grupların, liderlerin ve gençlerin birçoğu onların istediğini söylediğin sürece onların şeyhi,muftüleri,teşvik edicilerisin vs. Onlara muhalif olursan 'sen bilmiyorsun' 'sen aceleci birisın' 'sen fevri birisin' sen şöylesin, sen böylesin diye seni gözden düşürürler. Bu üzücü bir durumdur. Şeyhim bu durum, üzücü bir durumdur.İslam ahlakı nerede? Muhalefet ahlakı nerede? Dinimizden öğrendiğimiz terbiye nerede? Neden bize karşı olan biri olduğunda, onlara muhalif olduğunda... Bunu yapan ilk kişiler yahudilerdir. Yahudı iken Abdullah b. Selam için "O, bizim içimizde hayırlı bir babanın hayırlı bir oğludur." derlerdi. Müslümanlığını ilan ettiğinde 'Sen yalan söylüyorsun! Sen şerir oğlu şeririmizsin!" dediler. Bazıları lider olarak konuşmaz ama askerlerinin konuşmasına, toplantılarda fısıldaşarak veya başka türlü şekilde uğraşmalarına müsaade ederler. Önemli olan ise“Allah’ın yücelttiğini insanlar küçük düşürmez.”

Birleşme sürecininin son turu oldu ve ardından sokak gösterileri yapıldı.Sonra Halep düşünce üzülüp acı duyduk. Ben o merhalede ne Cephe [Fethuş Şam]’ı ne de Ahrar[uş Şam]'ı affetmiyorum ve keza tabiki diğer gruplarıda.Öyle Biz Cephe [Fethuş Şam] ve Ahrar[uş Şam] derken bu gruplar kuzeydeki en büyük iki gruptur.

Sonra gelelim birleşme için yapılan son tura yani geçen son 20 güne. Doğrusu Halep düştükten sonra elimizde çok şey kalmadı. İdlip,Hama kırsalı,Sahil ve Halep kırsalı. Ve kuşatma altında olan mıntıkalar. Vadi Berada, durum bu. Yani kardeşlere bunu söyledim. Halk artık en azından liderlerin birleştiğini görmek istiyor. İnsanların istediği budur. ‘Biz mazlum mustezafları müdafaa için savaşıyoruz’ diyoruz.İşte mazlumlar bunu istiyorlar. Kardeşler toplandı ve ben toplantıda bulunmadım ama kardeşler orada bulundular. Şeyh Ebu Haris, Ahrar emiri Şeyh Ebu Ammar Allah onu bereketli kılsın ve onu korusun Şeyh El Culani,Şeyh Tevfik Allah ona hastalıktan eser bırakmayan şifa versin ve bazı liderler orada bulundular Şeyh Tevfik ilk konuşmaya başladığında “4 aydır bu birleşme sürecindeyiz. Tekrar yeniden sıfıra dönüp bir 4 ay daha uğraşmayalım” diyerek söze başladı. Kim emir olacak sorununa vardık. Gel sen ey Şeyh Ebu Muhammed sen askeri lideri ol ve sen Ey Ahrar lideri bu büyük yapılanmanın lideri ol. Ve kardeşlerden biride Şura meclisinin reiside Şeyh Tevfik olsun dedi. Ve keza kardeşlerden biride “Emir yardımcısı Şeyh Culani olsun.”dedi. Kardeşler birbirine bakarak bu güzel bir çözüm dediler. Şeyh Culani’ye bakarak ona''Askeri lider olacaksın. Ebu Ammarda senin emirin olacak.'' dediler. Şeyh Culani onaylayarak kabul ettim dedi. Şeyh onayladı ve herkes onaylarak kabul etti Bu sonuca varılınca herkes tekbir ve tehlil ederek sevinerek bu sonuçtan hayır umdular.Ve birbirleriyle tokalaşıp selamlaştılar. Yani sahanın temenni ettiği sonuca ulaştık.

Ama bu birleşme Ahrar,Cephe,Zengi, Ceyş Sünne, Livaul Hak,Türkistan [İslam Partisi] ve Ecnaduş Şam’dan ibaret olmasın dediler. Kapıyı herkese açalım ve birleşmeye Özgür SuriyeOrdusundan yedisinide da davet edelim.“Şura üyeliği vesair şeylerde bizimle tamanen aynı konumda olsunlar” denildi. Herkes onaylayıp kabul edince o halde birleşmenin tamamlandığına dair imza atalım denildi ve fiilen Ahraruş Şam Hareketi,Cephe Fethuş Şam, Zengi ve herkes gelip imzaladı. İmza atıldıktan sonra birleşme ilanının 2 veya 3 gün sonra yapılması üzere toplantıdan çıkıldı. Kardeşler ikinci bir toplantıya geldiler. Tabi birleşmenin olduğuna dair haber yayıldı ve insanlar bu habere sevinip tekbirler getirdiler.Hayalimize ulaşmıştık.Öyle bir duruma vardık kivallahi nerede ise ağlayacaktık. Allah’a hamdolsun ki Müslumanların kelimesinin birleşmeştiğini gördüğümüz günü bize göstermişti. Bir sonraki toplantıda Ahrar’dan kardeşlerimiz diğer gruplara birleşme hususunu sunduklarını ancak diğer grupların “Biz önceden sizinle birleşmeye başlamıştık.Biz birleşmeyi sıfırdan (baştan)ele almayı istiyoruz.” dediklerini söylediler. Sıfırdan başlamak ne demektir yani sıfır noktasına ta en başa dönmek demektir. Toplatıda bulunan kardeşler ''Şu an zor bir durumdayız. Sıfırdan başlamak, yani 4 ay öncesine dönüp sahanın durumunu, ismin ne olacağını,Şura'nın nasıl olacağını vesair vesairi baştan tartışmak demektir.Ve Kardeşler 4 ay öncesine dönmenin çok zor olduğunu söylediler. İzafeten önceden herkesten “Ahrar ve Cephe birleşsin, bizde sizinleyiz.” dediklerini duyardık. Burada geri kalan diğer gruplar “O zaman biz birleşmeden yana değiliz.”dediler.

Kardeşler''Ey Ahrar Hareketi, ey Cephe, ey Zengi, ey Türkistan, ey Ecnad , ey Livaul Hak, ey Ceyşus Sünneh, Fetih Ordusu’nun tümü ve dışından gruplar sahanın üçte ikisini oluşturuyoruz. Biz birleşelim geri kalan diğer kardeşlerimiz ardımızdan bize yetişirler.” dediler. Allah yardım istenendir toplatı başka bir güne ertelendi. Bundan sonrada Ahrar’daki kardeşlerimiz devam etmeyeceklerine dair karar aldıklarını söylediler.

Tabi bu reddetmeden önce Şeyhler bir beyan çıkarmışlarmıydı?

Burada daha bir beyan çıkmamıştı. Son toplantıda kardeşler “Bize 3 gün mühlet verin ya devam ederiz veya devam etmeyiz” demişlerdi. İşte o zaman kardeşleri birleşmeye devam etmeye itme kastıyla Şeyhler fetva çıkardılar. Kardeşler birleşmeye devam etmedi ve bu esef veren, üzücü duruma ulaştık ve birleşme bozuldu Güç ve kuvvet ancak Allahın yardımı iledir.

O halde birleşme başarısızlıkla sonuçlandı öyle mi?

Maalesef içimiz yanarak ‘Evet’ diyoruz. Güç ve kuvvet ancak Allah’ın yardımı iledir. Ama hala ümit var. Son toplantıda kardeşler “Madem ki bugün birleşemedik ne zaman isterseniz imzaladığımız ve vardığımız noktadan ilerleyerek devam edeceğiz.”Dediler.Yani “Sıfıra(başa) dönmeyeceğiz.”Dediler. Bu yüzden doğrusu ben binlerce yaralı ve binlerce şehit veren, Şam ehline binlerce hizmetler sunan, Şam’ı seven ve Şam ehlinin sevdiği güzel Ahraruş Şam Hareketi’ndeki kardeşlerimi birleşmeye devam etmeye ve bu yaralı mazlum halkı sevindirmeye davet ediyorum.

Ki vallahi bu mazlum halkın musibetlerden tatmadığı kalmadı. Sahada olan diğerleride ardlarından yetişip katılacaktır. Kardeşlerin bu hususta anlaşıp kararlaştırdığı gibi mevkileri onlar için korunmaktadır. Bu galebe çalmak veya bir başka sey değildir.Bilakis birleşmeye davettir. Hepsine ulaşılamyan şeyin çoğu terkedilmez Ve inşaAllah Ahrar’daki kardeşlerimiz... Allah onların hasibleridir ki biz Ahrar’da bulunan kardeşlerin içinde bulunduğumuz tehlikenin farkında olduklarının zannındayız.

Vallahi ey şeyh Allah etmesin biz böyle ayrılık içindeyken bugün İdlib’e yeni saldırılar olursa birleşmediğimiz için pişmanlıktan parmaklarımızı ısıracağız. Bunu tarihe geçsin diye söylüyorum:“Pişmanlıktan parmaklarımızı ısıracağız. {Size söylediklerimi yakında hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah'a havale ediyorum. Şüphesiz Allah, kullarını çok iyi görendir.} [Mü’min 44] Allah etmesin İdlib’e güney Halep’e veya bir başka yere saldırı başlarsa, insanlar gelin birleşelim diyecekler ama o zaman iş işten geçmiş olacak.Ve o gün birleşmek işe yaramayacaktır. O gün akacak olan kanların mesuliyetini kim taşıyacak? Sahanın dumura uğramasının mesuliyetini kim taşıyacak? Ölenlerin mesuliyetini kim taşıyacak?

Halep’te birleşme oldu ama ne zaman? İş işten geçince birleştiler. Hepsi toplanıp “Ey şeyh Ebul Abd sen Halep’in emirisin, buyur.”Dediler. Velakin... Bu adam faziletli adamdır. Çıktığında (twitter hesabından)şöyle bir yazı yazdı:“Ey kuşatma dışında olan kardeşler o gün gelmeden önce şimdi birleşin! Yoksa sizde bizim gibi bir durumda birleşirsiniz de birleşmeniz size o gün bir fayda vermez.”

Kardeşlerim bende size bu sözleri söylüyorum.Şimdi birleşin ve bu işe devam ederek Allah svt’ya tevekkül ediniz. Vallahi bugün insanlar bunu talep ediyorlar. Yollardaki insanlara ne istediklerini sorunuz. Onları müdafaa etmek için savaştığınız kimselere ne istediklerini sorunuz. İnsanlar askeri bariyerlerden usandılar. Gerçekten insanlar falan filan (grubların) bariyerlerinin çokluğundan bıktı, usandı. İnsanlar artık her grubun ayrı mahkemelerinden bıktı, usandı. İnsanlar artık emniyetin sağlanamamasından bıktı, usandı.İnsanlar ayrılıktan bıkıp usandı. Halkın sevgisini kaybettik. Bir çok genç mücahidi bu ayrılık yüzünden kaybettik. Binlerce genç bu yüzden cihattan vazgeçtiler. Türkiye’de bulunan binlerce genç,‘Birleşin geri dönelim’ diyor.

Evet bize yüzlerce genç iletişime geçtiler. Nereye gidelim?

Yüzlerce değil şeyhim binlerce genç diyorlar ki sadece birleşin. Biz  nereye gidelim? Şeyhim bu her şeyden münezzeh olan yüce Allah’ın huzurunda bir sorumluluktur. İlim ehlinin fetvasına ihtiyaç yoktur. İlim ehlinin bu konuda fetva vermesine gerek yok ki. Bir konu hakkında soru sormuştun. Afedersin. Şimdi ona cevap vereyim. Neden ilim ehli fetva verdi? Bu Ahraruş Şam Hareketi’nden dolayı mı? Bu muydu senin sorun?

Bazıları şeyhlere karşı ithamda bulundular. Bu hareketin kolları, bu ne bir hareketin kolları ne de başka bir şey. Aslında birleşmede fetvaya ihtiyaç yoktur. Birleşmede fetvaya ihtiyaç yoktur. Yalnız bu fetva hakkında Şam ehlinin beni iyi dinlemesini istiyorum. Onları sevdik onlar da bizi sevdi. Bizim kanımız onların toprakları üzerinde döküldü. Vallahi biz bu fetvayı şu ya da bunu seçmek için yazmadık bile . Biz bunu şunun için yazdık. Allah korusun.

Allah korusun Halep’te olanlar tekrar olursa şeyhler neredeydiler diyecekler.Diyeceğiz ki şeyhlerin çoğunluğu Allah’ın huzurunda söylenecekleri söylediler. Ve diyorum ki “Ey Şam ehli! Ey Şam ehli! Ey Şam ehli! Allah’ım biz tebliğ ettik, sen şahit ol. Allah’ım Şam’ın taşlarınışahit eyle ve ağaçlarını ve zeytinlerini,havasını ve suyunu ve ehlini vede şehitlerinide.Allah’ın çağrısına göre biz fetvamızı verdik. Bu bizim içtihadımızdır. Bu bizim içtihat ettiğimiz bir içtihattır.Şunu yeniden tekrarlıyorum.Ahraruş Şam’daki kardeşlerin Allah’a tevekkül edip [birleşme görüşmelerine] devam etmeleri gerekir. Hatta diğer grupların ve hatta ÖSO’nun. Onlar bizim kardeşlerimiz, bizim sevdiklerimiz. Allah’a tevekkül edip hepimizin biren imza atmamız gerekiyor. Bu geldiğimiz konum çok güzel vede vaki duruma yakın. Olması gerekenden iyi değilsede olması gerekene daha yakın bir durum. Olması gerekenden faziletli değil. Lakin gelinen koşullarda daha yakın olandır.Hatta insanlar sorduklarında “Şeyhler neredeler?“diyecegiz ki:“Şeyhler söylenecekleri söylediler. Bu emanetten Allah huzurunda temize çıkacaklar.”Eğer insanlar sorarsalar şeyhler neredeler? Diyecegiz ki biz fetvayı söyledik.

Fetvayı verenler şeyhlerde herhangi bir gruba ait olan şeyhlerde değiller. Bu şeyhler sahada tanınmış insanlar: Şeyh Abdurrezzak El-Mehdi Şam’ın büyük şeyhlerinden.Bazışeyhleri buna razı ettim. Hiçbir grubada ait değillerdi. Şeyh Ebu Haris El-Misri. Birçok mesele vede ihtilaflara razı edildi. Halep kadısı şeyh doktor İbrahim Şaşo. Şeyh Enes Arut Hama’da kadı, şeyh Hüseyin şer’ilerin büyüklerinden. Şeyh Ebu Marya el-Kahtani halkların kalplerinde sevgisi olan bir şeyh doktor Muzhar vede adlarını hatırlamadığım sebat,hikmet vede ilimleriyle tanınmış seyhler.Şeyh Mısr El-Ulyani olmak üzere 14 tane büyükşeyh bu fetvaya imza attılar.Dediler ki:“Ey insanlar bu birleşme bugün vaciptir. Birleşmeyi bozmak haksızlıktır.İsteyen öfkelensin isteyen razı olsun.Önemli olan Allah’ın rızasıdır.Önemli olan tarih vede gelecek nesillerin bu 14 şeyhin fetva verişlerini zäkretmeleridir.

Yüze yakın ilim talebesinin bu vacib olan fetvaya imza atmışlardır. Diyoruz ki; Ya Rabbim kitabında şunu dedin: Hani kitap verilenlerden: "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz" diye kesin söz almıştı. [Ali İmran-187] Allah’ım biz beyan ettik. Allah’ın huzurunda üzerimizde zimmetli olanı verdik. Başka içtihatları olan şeyhlerden de özür dileriz. Onlar da bizim şeyhlerimizdir. Onları seviyoruz bizim baş tacımızdırlar. Bu fetvaya imza atanlardan biride Şeyh Muhammed Sadık,Şam ehlinin büyük şeyhlerindendir. Tanınmış bilinen şeyh Sukle ve Ebul Feth ve Fergheli vede adlarını hatırlamadığım şeyhler tarafından imzalanmıştır.Biz bu fetvayı verdik. Allah’tan isteğimiz özellikle hareketin vede diğer bütün grupların bu fetvaya imza atmaları, her şeyden tenzih olan Allah’ın MüslumanlarıŞam’da tek kelime altında birleştirsin. İşte o gün, inananlar, istediğine yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. O güçlüdür, merhametlidir. [Rum 4/5]

Evet, bazıSuriye dışındaki şeyhler hashtag yaparak senin bu birleşmeye karışmamanı istediler.

Bu kelam doğrudur. Bazı kardeşlerin yazdıklarını da okudum. Diyorlar ki “Muhaysini Suriye’nin işlerine karışma.Tabii ki bu bana çok acı verdi. Bunu benim icin yazanlar Suriyeli vede Suudi Arabistan’da yaşayan şeyhler. Kaldıkları yerler de benim daha önce yaşadığım yere çok yakın bir yer. Ben de kendi kendime dedim ki: “Bu kardes buraya gelip yaşanan durumu yakından görsün. Suudi Arabistan’da evime yakın bir yerden oturup bana diyecek ki: “Sen Suriye’nin meselesi olan birleşmeye karışma.”Kerem sahibi kardeşim. Ben Suriyeli değilim.Ben Müslümanım. Beni Şam ehline bağlayan İslam kardeşliğidir.Eğer İslam kardeşliği olmasaydı benim kanım bu yerde akmazdı.Eğer İslam kardeşliği olmasaydı bu topraklar üzerinde bir iki üç vede dört defa yaralanmazdım.Eğer İslam kardeşliği olmasaydıçocuklarımı orada bırakıp buraya gelmezdim. Buraya ben bir makam için gelmedim.Benim orada münasebetlerim vardı.Allah’a hamdolsun zenginlerinde zenginiydim.Bunu herkes de iyi biliyor. Buraya bir makam kazanmaya,söz sahibi olmaya yada biri bizi sevsin diye gelmedik. Hatta Şam ehlinin işlerinede karışmaya gelmedik.Şimdi birleşmeyi Muhaysini mi istedi yoksa bu Suriye halkının bir isteği mi? Şam ehli çıkıp gösteriler yapmadılar mı?

Evet.

Birleşmeyi isteyen ben değilim ki. Birleşmeyi isteyenler Şam ehlini büyük şeyhlerinden, Şeyh Abdurrezzek el-Mehdi, Şeyh Doktor Şaşo, Şeyh Muhammed es-Sadık, Şeyh Enes Arut gibi diğer birçok şeyhlerde bu talepte bulundular.

Ayrıca sokaklar(toplum) devrimin başından beri birleşmeyi talep ediyordu.

Sokaklar birleşmeyi istiyor. Biz  Suriye içişlerine karışmıyoruz. Biz buraya Şam ehlini savunmaya geldik. Biz  canımızı mallarımızıçocuklarımızı onlar için feda ettik.Allah’ın huzuruna çıktığımızda, Allah bize sorarsa neden Şam ehlini yalnız bıraktınız? Neden onlara yardımdan geri kaldınız? derse. Diyeceğiz ki ya Rabbim biz onların nusreti için elimizden geleni yaptık.Gerçekten şunu demek istiyorum. Arkamızdan konuşanlar bizleri affedin. Ben demiyorum sizden üstünüm sizin içerideki vede Suriye dışındaki şeyhlerinizden daha hayırlı biriyim.Hayır (asla) onlar benden daha hayırlıdır diyorum Allah’ın izniyle. Velakin onların hali hazırda askeri durumdan bilgileri eksik. Çoğu kardeşler bu birleşmenin sakatlıklarıyla ilgili konuşuyorlar. Gerçekte sahada vaki olan durumu bilselerdi, derlerdi ki: Allah’a tevekkül edin. Bizlerde sizlerleyiz.

Evet. Allah sizi tüm hayırlarla mükafaatlandırsın. Birleşmeye karşıçıkanların bazı hüccetleri onlardan bazılarını zikredelim.

Buyur.

Birleşme İslami gruplarıÖSO’dan ayrışmaya götürüyor.

Güzel. Gerçekten bende Ahrar’dakibazı kardeşlere sordum. İmza attıktan sonra size bu geri adımı attıran sebeb neydi? İnsanlar o kadar sevinmisti, dedilerki ‘Vallahi biz birleşmede kazandık. Emir bizdendi.’ Yani emir olan kazanmış demektir doğru değil mi? Vallahi bizim hiç emirlik hırsımız olmadı. Ama bizim korkumuz ayrışma olması. Ne demek ayrışma? İslami gruplar bir taraf olacak vede ÖSO bir taraf olacak. Ben buna itibar etmiyorum. İslâmi vede ÖSO diye, ben şuna itibar ediyorum:Biz hepimiz Müslümanız.Lakin bu isimlendirme bir derecedir. Hatta bazıÖSO içinde faziletli insanlar var. Her zaman onları tekfir edenlerin karşısında durmuşuzdur. Onlar bizim kardeşimizdir diyoruz. Onları savunuyoruz. Lakin bu isimlendirme bir derecedir. Fakat bu ayrıştırma yapacak denmesi gerçekçi değildir. Eğer bütün sahanın birleşmesini istiyorsak bazıları birlesmek istemiyor, bazılarının kendi hedefleri var. Bazılarınn keza başka nedeni var. Bazı itibar sebeplerden dolayı birleşmek istemiyor. Peki ne yapalım? Saha böyle hep ayrılıküzere mi kalsın? Ya bütün saha birleşecek yada saha ayrılıküzere kalacak. Ayrıca biz sadece İslami grupların birleşmesini istemiyoruz. Ceysul Mücahidin ÖSO’dan askeri kanadı var. Birleşmeye katılmak istiyor. Zengi grubu birleşmeye katılmak istedi. Feylek eş-Şam birleşmeye katılmak istedi. Ceysul İzze birleşmeye katılmak istedi. Ceysul Nasr birleşime katılmak istedi.

Hatta ÖSO ve de diğerlerine de haksızlık yapılmadı. Birleşmede önemli olan gruplar arasında makamları paylaşmak istediğimizde ve de askeri konumları gruplar arasında paylaşmak istediğimizde önemli olan şuna bakılması gerekir. Örneğin Ahraruş Şam adedi 20 bin kişi. Mesela her bin kişide bir şura üyesi olsun diyelim. Ne üzerine bina edilsin. Tabii ki askeri sayısına göre. Güzel. Feylakuş Şam adedi kaç kişi diyelim 5000. Buna karşı şurada 5 üyesi olması gerekir. Ahraruş Şam’ın ise 20 üyesi adet sayısına göre değil mi?

Evet, Şam Cephesi’nin 2 ya da 3 bin adedi varsa Ahrar’daki 20 üyeye karşı 3 şura üyesi olması gerekir. Eğer Şam Fethi Cephesi 15 bin ya da 12 bin kişi ise her bin kişi üzerinden 12 kişinin (şura üyesi) olması gerekir. Kardeşler dediler ki bu adet üzerinde hesaplamayı kaldıralım. Grupları eşit sayalım. Hepsini aynı seviyede tutalım. Şura üyeleri eşit şekilde taksim üzere olsun. Yani Ceyşul Mucahidin bir oy, Feylakuş Şam bir oy, Ceyşul İslam bir oy, Ahraruş Şam bir oy.

Şura meclisi bütün gruplardan oluşacak. Bir de her gruba bir oy hakkı. Hatta büyük grupların hakları yendi, zulme uğradılar. Bütün gruplar küçüğüyle büyüğüyle eşit olsun diye. Hem ÖSO hemde İslami gruplar ile Ahrar’ın liderliği üzerinde mutabakata varıldı, askeri liderlik deCephe’ye verildi. Bu demek değildir ki bütün askeri meclis Cephe’nin elindedir. Hayır, sadece liderlik ve dosyaların idaresi onların elindedir. Yoksa bütün gruplar askeri meclis içinde mevcutlar. Biz bu kararları ortaklaşa alıp bu merhaleye geldik. Her şeyden tenzih olan Allah’ın izniyle isteğimiz bu ortak alınan kararlara imza atmaları.

Bazıları diyorlar ki bu birleşme el-Kaide bağlantılıdır.Tabii ki biz buna hayır diyeceğiz. Bu birleşme el-Kaide baglantılıdeğildir. Biz ne el-Kaide ya da bir başka gruba taraf değiliz. Sadece bu mustazafların tarafındanız. Biz Şam FethiCephesi’nden el-Kaide’yi terketmesini istedik. Terkettiler, irtibatlarını kestiler. Hatta bu bir antlaşmaya varması için.Biz asla sadece İslamiler arasında bir ayrışma istemiyoruz. ÖSO buna katılsın. Bir şer’i heyet üzerinde mutabakata varılsın. Durum kontrol altına alınsın  tanınmışşeyhlerden bir şer’i heyet kurulsun. Bunlar gruplar tarafından güvenilir insanlar olsun. Şer’i meseler konusunda durumu sabit kılsınlar. Durumu sabitlesinler. Bizler de imza atalım.

Diyorlarki bazı grupları dışladınız.Bu söz doğru değildir. Bunu az önce de zikretmiştim.

Bazı gruplara zulmettiniz.

Bu doğru değildir. Az önce de zikretmiştim.

Şura heyeti nasıl taksim edildi? Şura heyetinin taksimi nasıl olmuştu. Daha önce de zikrettim. ÖSO da her bin kişi için bir Şura üyesi hakkı demiştik.

Sebep ise her gruba bir ses hakkı verildi. Bu insaftır zulüm değil.

Bazıları diyorlar ki Debbus’u öldürenler hâle muhakame olmadılar.

Tabii ki buda bazı kardeşler tarafından reddedilen bir konuydu. Tabii ki Debbus bir Ahraruş Şam’ın Nusayrilere kan kusturan bir lideriydi. Allah onu NaimCenneti’ne kabul eylesin.Bilindiği üzere Ahrar-Cund olayında öldürüldü. Onu öldürelenlerin mahkemeye çıkarılmaları için talepte bulunuldu. Bugüne kadar bunu yapanlar mahkemeye çıkarılmadı. Bu hata yapanların istenmesi gecikmeye sebep olan bir hatadır. Peki bu birleşmeye mani olan bir engelmidir? Hayır engel değildir. Şeyh Ebu Ammar’a ve Şeyh Cevlani’ye soruldu. Ne yapmamız gerekiyor? Debbus’u ve de birbilerini öldürenler bir hata yaptılar. Bunlarla nasıl bir muamele de bulunalım.Şeyh Cevlani kardeşlerin huzurunda şunu söyledi: “Mesele Ebu Ammar’da,çünkü emir odur. Emiri verir. Onları mahkemeye çıkarır. Askeri kolları harekete geçirir. Mahkemeye çıkarılacakları mahkemeye çıkartır. Bu durum, sadece birleşme ile çözülür. Birleşmenin bozulması ile değil. Bu durumu daha çok çözümsüz hale getirir vede hiçbir zaman çözülmez.

Daha da ötesi bazıları diyor ki bu birleşme Cephe’nin elinde. Diğer grupları etkisine almak istiyor. Ben burada ne Ahrar’ı ne de Cephe’yi ne de başkasını savunmuyorum. Birleşmeyi savunuyorum. Kendim söyledim. Ebu Ammar ve Cevlani yanımdayıdı. Eğer bu birleşme gerçekleşirse bu, tüm grupların, ümmetin, içerideki ve dışarıdaki şeyhlerin arasında bir barışma olacaktır. Askeri kadro, subaylar, tüccarlar, tecrübe sahipleri geri dönecekler. Şeyhlerin arasındaki ihtilaflar bitecek. Dediler ki: “Evet, hepimiz bunu istiyoruz.” Tamam nedir meseleler? Cephe’ye dahil olan Ebu Abdullah Huri meselesi. Dedim ya Şeyh Ebu Muhammed [Cevlani], sadece mevcut kardeşleri aydınlatmak istedim. O da dedi ki: “Ben askeri emir olacağım, mesele genel emirdedir. ÖSO ile başka meselelerde de mesele emirdedir. Meseleyi mahkemeye taşır. Yeni oluşturulacak şer’i meclis Allah’ın dinine göre nasıl uygun buluyorsa öyle hüküm verir. Durum böyle. Çözüm çok iyi. En azından ideal olan değilse de vakıaya uygun bir durum.

Dosdoğru bir soru: “Ahraruş Şam İslam Hareketi’ne karşı durunuşunuz nedir? Tabii ki bu sorular sahadan sorular.

İyi. Aksine hiç sıkıntı değil. Mesela onların şu an hatalı olduklarını söylemem onlara zıt veya düşman olduğum anlamına gelmez. Hayır, onlar kardeşlerim ve sevdiklerimdir. Hatta bugün onların emirliklerinin birisinin davetlisiyim.

Onlarla iyi bir bağlantınız var. Hatta bir yanlış anlaşılma olmasın.

Onlara nasihat etmem, uyarmam onları düşman edindiğim anlamına gelmez. Bu yanlış anlaşılmalardan biridir. Mesela Cephe [Fethuş Şam] Ceyş et-Tahrir meselesinde hata ettiğinde biz ne yaptık? İlim talebeleri olarak toplandık. Ve toplananların çoğunluğu “Ey Cephe, Ceyş et-Tahrir’in silahlarını iade etmeniz gerekir” şeklinde fetva verdik. Ve ayrıca ‘24 saat içerisinde’ diye yazdık. Cephe’nin düşmanları mı idik? Hayır düşmanları değildik. Ahrar’a da birleşme işine devam etmelisiniz dediğimizde, devam etmezlerse onların düşmanı olacağız, onlarla savaşacağız anlamına gelmez. Ancak tüm insanların talep ettiği bir meseleye devam etmedikleri için kalbimizde şiddetli bir ıstırap vardır. Ahraruş Şam 3 senedir liderleriyle ve fertleriyle bize ev sahipliği yapan bir harekettir. İnsanların beklentilerini boşa çıkarmayacaklardır. Allah’ın izniyle bu işe devam edeceklerdir. Ve Müslümanların ve Şam ehlinin kalplerini birleşmeye devam ederek ferahlatacaklardır.

Son olarak da, saha nereye gidiyor?

Hakikaten eğer birleşme olursa insanlar işlerin ne kadar da kolaylaştığını görecekler. Ve çok fazla saldırıları göğüsleyebilecek bir kuvvetimiz olacaktır. Eğer birleşmezlerse derim ki: ‘Hakikaten birleşmeyenler ileride gerçekleşenlerin sorumluluğunu taşıyamayacaklar. Allah subhane ve teala’dan dilerim ki birleşme görüşmelerine ikinci ve üçüncü olarak geri dönülür. Önceden söylediklerimi tekrar ediyorum: “Vallahi ellerini, başlarını öpmeye hazırız. Vallahi bu birleşen büyük gurbun herhangi bir kısmı olmayalım. Bize savaşan insanlardan biri olmamız bize yeter. Bırakın da en ön saflarda olalım. Ama birleşin sırf bu iş için. Bu güzel halk için. Bu zavallı halkı korumak için. Bu güzel halkı düşünün. Duygularla konuşmuyorum. Gözümüzün önünde Halep düştü. Gözlerimiz yaşardı. Vadi Berada’yı konuşuyorum, insanlar muhasarada. Ne zaman söylesek, nasihat etsek ve çağrıda bulunsak diyorlar ki ‘duygularla konuşuyor’. Evet duygularla konuşuyoruz ve artık duygularımız köreldi. Çünkü vakıayı görmüyoruz. Diyorlar ki “Halep. Duygularla konuşmayın. Halep düştü. Duygularla konuşmayın, Berada düştü.” Allah göstermesin. Allah’tan dileriz ki Vadi Berada’yı korusun. Ve onları selamlıyorum. O yiğitleri, o direnenleri. Onlar bizi gururlandırıyorlar. Onlardan sebat etmelerini diliyoruz. Ve onlar erkeklerdir. Sebatlarıyla, kuvvetleriyle ve birlikleriyle en iyi savaşları sundular. Allah sizleri yaşatsın Vadi Berada yiğitleri ve aslanları. Rejime bütün bu savaşların acılarını tattırdınız. Allah dilerim ki sizleri korusun.

Rejimin tehcir planlarını ayaklar altına almaktalar.

Allah’ın izniyle. Duygularla konuşmuyoruz onların dedikleri gibi. Şu anki askeri vakıayı görüyoruz. “Hayır valla böyle değil” vs. diyenler gelsinler ve cephelere baksınlar. Hatta birleşmenin ehemmiyetini anlayana kadar. Ve son olarak diyorum ki: “Ey Şam ehli, Allah sizi bırakmayacaktır. Devrimine 6 senedir sahip çıkan onu zafere eriştirmeye de güç yetirir. Devrim ilk çıktığında temiz, pak boğazlarıyla devrime zafer verenler şimdi de zafer vereceklerdir Allah’ın izniyle. Ve muhakkak ki ateşler ve bombardımanlar altında bulunan liderler Allah’ın izniyle Şam ehlini yüz üstü bırakmayacaklardır ve Şam ehlinin talebini yerine getirerek birleşeceklerdir. Allah’tan bunun gerçekleştiğini göstermesini dileriz. Sadece şunu istiyorum, bir dakika izin verirsen.

Tabi buyurun.

Biz birleşmeyi talep ettik. Ancak askeri vakıaya bakınca elhamdulillah durum iyi. Ve kardeşlerin maneviyatları yüksek. Bugünlerde sivillerin maneviyatları biraz düşük durumda ancak cephelerdeki mücahitlerin maneviyatları yüksek durumda. Allah’tan dileriz ki herkesin maneviyatını yüksek kılar. Aziz olan Allah’a bu zor değildir.

Allah sizi tüm hayırlarla mükafaatlandırsın.

 

Sevgili seyirciler Şam’da Bu Hafta programınızı sizlerle sunduk. Takip ettiğiniz için teşekkürler. Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.





Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
Etiketler :
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
DİĞER HABERLER
Cafe Masaları
Tuğla panel kare
Son Yorumlar
Engin Koç
Rabbim yar ve yardımcın olsun. Nice kardeşlerimiz mağdur edildi, haftalık evlerinin kapıları kırılan, yaptığı
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Medya Times | http://www.medyatimes.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2016 - 2017