Gökçe Akustik

Medya Times

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Yazının Tarihi :   09 Ocak 2017 - 23:58:38

Kuran’i metodumuz ve Tebliğ Sorumluluğumuz

Büyüt
Küçült
Kuran’i metodumuz ve Tebliğ

Hakan Cahit Çiftçi

Hz Ademin (a,s) oğulları Habil ve Kabilden bu yana yeryüzündeki insanlar kendi bildikleri doğruları yada menfaatlerini şirin paketlerle süsleyip karşı tarafa satma ameliyesi içindeler.

 

Zaman harmanı muvazesinde bu işe; Siyaset ve  politika gibi isimler vermişler. İslamın kendi bünyesinde ikame etmeye çalıştığı bu sürece ise Allah(cc)  "emr i bil maruf nehy i anil münker"  demiş. Peygamberlerin ve müminlerin uygulama alanı içerisinde bu tebliğ ve tebellüğ olarak cereyan etmiştir.

 

Her insan siyaset yapar. "ben siyaset yapmam, anlamam" diyen kişi dahi, hal ve hareketleriyle, giyimi ve duruşu ile şapkası ve çantası ile bir şekilde aktif siyasetin bir parçasıdır. Bu saydığımız objeleri kullanarak ya politize edilmiş siyasetin şuursuz bir neferi yada şuurlu ve kasıtlı bir elemanıdır.

 

Görüldüğü üzere kafirler, müşrikler ve münafıklar politika denilen kavramla sentez edilmiş siyasetle insanları bir yana, bir tarafa, bir cenaba çağırmakta, taşımakta ve yönlendirmekteler.

 

Bu şahıslar politika( ing; iki yüzlü) kavramı ile harmanladıkları yönetime talip olma niyetlerini hercümerc ederek demokrasi (ing; halkın gücü) teorisinden hareketle beşeri kanunların icracı başısı olmak için canla başla çalışmaktalar. 

 

Herkes bir amaç, bir emel, bir yol ve yöntem uğrunda mücadele verirken Allahın kendilerine emir sigasıyla indirdiği "kalk ve uyar" buyruğu farziyetinden yolun uzunluğu ve zorluğu sebebiyle yüz çeviren müslümanlar kısa ve zahmetsiz olan politika odaklı siyaseti tercih etme hatasına düştüler.

 

Bu onulmaz hata ve yanlışa düşen insanları kendi düştükleri bu talihsiz  ve bedbaht yollarıyla başbaşa bırakmaktan mada bir seçenek ve kudret şu anda yanımızda mevcut değil.

 

Kendi dert ve tasamıza dönecek olursak. Rabbimiz kitabında defaatle bizlere bu yolun Rabbani bir yol olduğunu, seçilecek yolun ve yönteminde yine Rabbani bir metod olduğundan dem vurmaktadır.

 

"Kim Resule itaat ederse o Allaha itaat etmiş olur "

 (Nisa 80)

" Resulde sizin için güzel numuneler var"

(ahzap 21)

"Allahın indirdikleriyle hükmetmeyenler kafirlerin /fasıkların/zalimlerin ta kendisidir"

Maide 44,45,47)

"Hüküm ancak Allahındır "

(yusuf 40} ayetleri gereğince bizleri boş ve batıl yol ve yöntemlere tevessül etmememizi istiyor.

 

Resulullahın (sav) bizzat kendisinin tefsir ettiği tevbe 31 ayeti de bu örneklerden biridir.

 

Hani o bir mecliste bu ayeti :

"onlar bilginlerini rakiplerini ve Meryem oğlu Mesihi ilah edindiler " mealinde okudu da, henüz müslüman olmamış, lakin boynunda altından bir haç kolye olan Adiyy bin hatim ; ey Muhammed biz bilginleri rahipleri ve Mesihi ilah edinmedikki, bunu nereden çıkardınız? Dedi, Resulullah (sav)  ise ; siz onların helal dediğine helal, haram dediğine haram deyip kabul etmediniz mi? Diye sordu. Adiyy evet dedi. Resul (sav)  o vakit siz onları ilah edinmişiniz dedi.

 

Bizler Kurana ve sünnete tabii olduğunu iddia eden insanlar olarak beşeri kanunları onaylayacak yada teyid edecek siyasi temayüllerin içerisinde asla olmayacağız.

 

Bizler bir nevi Allahın peygamberi (sav) den kopya çekeceğiz. O nasıl bu dini Allahtan aldığı öğreti ve metotlar çerçevesinde ikame etti ise aynını yapma mücadelesini sergilemek bizim için farzdır.

 

Bu arada bunu yaparken başaramaya biliriz de, burada sıkıntı yok. Binlerce peygamber ve sahabesi olmuş lakin başaranlar sayılıdır. Bizler yenilgi yenilgi büyüyen bir zaferin erleri olmaya talibiz inşaallah.

 

Bu mükemmel teorinin gerçekleşmesi için bir tek şeye ihtiyacımız var oda; kafa çatlatırcasına tebliğ etmektir.

 

Rabbimiz Kitabında ; Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.(Ali İmran 104)

Buyuruyor.

Tebellüğ işine herkesin dilinin yada ilminin yetmeyeceğini buradan anlıyoruz. "içinizde bir topluluk bulunsun" 

İçimizdeki tebliğ edecek bu  topluluk beliğ bir usluba sahip olmalı anlaşılan, Musab bin umeyr gibi, Muaz bin Cebel gibi örneğin. Ve ilim ve fıkıh ehli de olmalı İbn Mesud gibi, Abdullah ibn Ömer gibi mesela.

 

Karşımızda hiç durmadan çalışan batıl odaklarına karşı kafa çatlatırcasına tebliğ yapacak,  bu yolda dirsek çürütmüş, tozlu rahlelerde mürekkep yalamış tebliğ erlerine ihtiyacımız var.

 

Çünkü Rabbimiz asr suresinde buyuruyor ; " iman edip Salih amellerde bulunanlar, Birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler" hüsran içinde olmayacaklar.. 

Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Cafe Masaları
Tuğla panel kare
Son Yorumlar
Uğur
Bu nasıl bir musibet. Ya Rabbi sen Müslümanlara yardım et
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Medya Times | http://www.medyatimes.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2016 - 2017