Gökçe Akustik

Medya Times

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Yazının Tarihi :   10 Kasım 2016 - 02:03:00

Ebu Hanzala’nın IŞİD’e reddiyesi ve olayın perde arkası

Büyüt
Küçült
Ebu Hanzala’nın IŞİD’e reddiyesi ve olayın perde

Ferman NAZİF

Ebu Hanzala ile IŞİD arasında uzun zamandan beri başlayan ihtilaflar sonunda patladı. Ebu Hanzala bu konudaki açıklamalarını internete koymasa da, anlaşılan gizli çekim bir ses kaydı ile ihtilaf su yüzüne çıktı. İki tarafında birbirinin aleyhine sosyal medyada olayı gündem etmesi üzerine kısaca olayı ve arka yüzünü yazma ihtiyacı duydum.

Ebu Hanzala ve IŞİD arasındaki tartışmayı başlatan “15 Temmuzda sokağa çıkılır mı” meselesi oldu. IŞİD 15 Temmuzda sokağa çıkmayı yayınladığı beyanatta şirk görürken, Ebu Hanzala ise şartlar doğrultusunda cevaz verilir bir yazı ve ses kaydı yayınladı. Bir diğer konu ise halkların hükmü konusu. IŞİD normalde resmi görüş olarak İslam coğrafyasındaki kendini İslama nispet eden halkları tekfir etmiyor. Ebu Hanzala ise bu halkların genelinde tağutu tekfir etmemek veya oy vermek gibi şirk amellerin olduğunu, bu nedenle bu toplumların umumi olarak kâfir olduğunu iddia ediyor.

Ses kaydına gelecek olursak;

 

 

IŞİD 15 Temmuzda sokağa çıkmayı demokratların sayısını artırmak olduğunu açıklamıştı ve sokağa çıkmak caiz değil demişti. Ebu Hanzala ise sokağa çıkmayı meşru gören bir yazı kaleme aldı, fakat demokratlardan ayrı olduğumuzu göstermek için İslami bir söylem ve sancakla sokağa çıkılabilir ve darbecilere karşı durulabilir diyerek sokağa çıkan İslami hassasiyete sahip kişilerin yaptığını meşru gördüğünü açıkladı.

Tabi burada okkalı bir soru geldi; “Mısırda zalim Sisiye karşı sokağa çıkanlar için Hanzala ağır konuşmuşken, neden Türkiyede sokağa çıkan İslamcı kesim için olumlu görüyorsunuz?”

Şimdi bu ses kaydını önemli yapan şu, ses kaydı gizlice çekilmiş ve IŞİDe eleştiriler var. Şimdiye kadar da IŞİDe laf ettiğini biliyorduk ama açıktan yapmadığından bu ayrılık tam olarak gün yüzüne çıkmamış, medyaya yansımamıştı.

Önce ses kaydının konusu olan 15 Temmuz meselesini yazayım.

Bu soru kendi içinde tutarlı, çünkü Ebu Hanzalanın iki tarafta konuştukları farklı algılanacak kadar uç idi. Ebu Hanzalanın aslında 15 Temmuz hakkında söylediği açıkla, bizlerin de söylediği açıklamayla paralellik gösterdi. Çünkü 15 Temmuzda darbeciler başarılı olsaydı Müslümanlar topyekûn tutuklanacak, Suriye ve Iraktaki Ehli Sünnet katliamı da hızlanacak, Esed ile “Yeni Türkiye” işbirliği yapacaktı. Böyle bir olay gerçekleşmesin diye darbeye karşı çıkmak ve engellemek her şuurlu Müslümanın görevidir. Bu tavır demokrasiyi savunma amaçlı değil, direk kendi canını malını ırzını korumak isteyen Müslümanların meşru savunmasıdır.

Yani Ebu Hanzalanın 15 Temmuz hakkında yaptığı siyasi analiz ve sokağa çıkmayı meşru görmesi, Ebu Hanzalanın bu konuda itidalli bir konuma geldiğini gösterir. Benzer durum Sisi karşısında sokağa çıkan Müslüman Kardeşler protestoları için de geçerliydi. Yani orada da Müslüman Kardeşlere katılmadan darbeye karşı çıkmak için sokağa çıkılabilirdi, Ebu Hanzala o zaman bu ayrımı yapmayıp genelleyerek hata etti. Soruyu soranın bu tespiti doğrudur, ortada bir çelişki var. Ama bunu da o zamanki Mısır sürecini yeterince Ebu Hanzalanın ayrıntılı analiz etmemesi olarak da yorumlanabilir.

—Ses kaydında Dakika 9da Ebu Hanzala şunu diyor: “Allaha yemin olsun ki ben İslam Devletine destek verseydim ve ben bu yazıyı yazsaydım ‘ilme bakın, âlim dediğin işte böyle olur, hoca yine döktürmüş diyeceklerdi. Çünkü adam bir şey derken karşı tarafın itikadına bakmıyor. Sen onun devletindensen onun yandaşıysan adam seni seviyor. Karşı çıkıyorsan gökten üstüne nur da inse sana sihirbaz derler.”

Ebu Hanzala burada abartıyor. IŞİD 15 Temmuz hakkında kısa bir yazı yayınlamış, bu resmi yazıda kesinlikle sokağa çıkılmamasını, iki tağut arasında seçim yapılmamasını, bunun caiz olmadığını söylemişti. IŞİD resmi medyası böyle bir şey yayınlamışken, IŞİDden bir lider bile bu resmi açıklamaya ters bir şey söylese gene eleştirilirdi. Çünkü onlar için “koskoca” devletlerinin görüşünden farklı bir şey söylüyorsun. Ebu Hanzala IŞİDde de olsa gene bu tepkileri yiyecekti.

Bence böyle saldırmak yerine iki görüşün de içtihad olduğunu, yani iki tarafın da mutlak hakikati temsil etmediklerini açıklasalar olay bu kadar büyümez ve olması gerektiği gibi basit bir ihtilaf olarak kalırdı. Ama IŞİDçiler de Hanzala da kendi görüşünü öyle bir dayatıyor ki, otomatikmen bu görüşe sahip olmayan itikaden kaymış konuma düşüyor. Tekfirci usülün varacağı nokta da budur zaten. Allah iki tarafı da ıslah etsin.

—Dakika 10:30da Ebu Hanzala IŞİDe sert eleştirilere başlıyor: “Senin bir yanlışın var, hatta bir değil, yüzlerce yanlışın var ve ben bunu görüyorum, söylüyorum da. Ama şimdi ben diyorum ki kardeşim sen Türkiyede akidesi birbirine zıt olan ne kadar adam varsa kendi çatın altında toplamışsın. Ben böyle bir şeyi kabul etmiyorum. Bir İslam cemaatinin akidesi safi olmalıdır. Bir tanesi şuna küfür der, öbürü ona İslam der, öbürü buna küfür demeyen de kâfir der, öbürü bunlar cehaletle mazaretlidir der, öbürü cehalet mazerettir diyen de kâfirdir der, hepsi bunların bir çatı altında toplanmış. Ben böyle bir yapıya destek vermem, ben böyle bir yapıya katılmam, ben böyle bir yapının yanında yer almam, ben bunu yeni mi söylüyorum peki?”

Ebu Hanzalaya verilecek cevap hazır: “Ama IŞİD birçok broşür yayınladı ve akidesini ortaya koydu”. Geçin bu hikâyeleri. IŞİD resmen kitleye oynuyor. IŞİDin akide broşürleri ve yazıları o kadar geniş çerçevedeki, Türkiyedeki birçok cemaat de zaten bunları söylüyor: Kuran ve Sünnet. Ama sahada durum böyle değil. IŞİD Suriyede önce ÖSOyu tekfir etti, çok da ciddi bir tartışma çıkmadı çünkü bazı ÖSO grupları zaten demokratik özgürlük savaşçısı. Ama sonra IŞİD Ahraruş Şam ve diğer yerli gruplarla savaşmaya başladı ve akabinde onları tekfir eden beyanatlar yayınladı. En sonunda da 2013 yılına kadar aynı cemaat oldukları Nusrayı tekfir ederek işi rezalet bir duruma götürdü. 2013 yılına kadar İslam üzerine olan, sizinle aynı emir komutada olan, sizinle namaz kılan Nusra nasıl oluyor da umumi tekfir kapsamına giriyor? Boynuz kulağı geçer misali, IŞİDçiler daha sonra da Zevahiriyi ve Talibanı tekfir etmeye başladılar. Taliban Diyobendiymiş içinde Sufiler varmış, BM ile masaya oturmaya çalışmış! Adnaninin 2011 yılında yayınladığı ses kaydında Taliban ve Zevahiriyi övülüyor, o zaman Taliban aynı Taliban, Zevahiri de aynı Zevahiri idi. 2011 yılında överken 2016 yılında nasıl tekfir ettiniz? Bu akidenin çorbalaşması ve nefsileşmesi değil midir? 5 yılda mı Taliban değişti? Hayır, Talibanı itham ettiğiniz suçlamalar ta 1990lardaki olaylar. Madem o zaman 2011 yılında niye tekfir etmediniz ve övdünüz?

IŞİDin akidesizliğine bir başka örnek de Yermükteki demokrat gruplarla işbirliği yapması. Nusra savaşta demokrat gruplarla işbirliği yapınca küfür oluyor da, siz yapınca neden helal oluyor?

IŞİD Musulda şu ana kadar bile Nakşibendi Ordusuyla, Saddamın komutanı Duri ile ittifak içindeydi. Saddamın komutanı Duriye hiç sordunuz mu Saddam şehid midir tağut mudur diye? Sizler Irakta Şiaya karşı her türlü klasik Sünni grup ile işbirliği yapıyorsunuz, hatta onları Müslüman görüyorsunuz, ama size göre Ahraruş Şam ve Nusra İslam üzerine değil, öyle mi? Bu da sizdeki akidesizliğine bir örnektir.

IŞİD esas olarak cehaleti özür kabul ediyor. Öyle olmasa idi Musul ve Rakka halkına “tağutu tekfir ediyor musun” testi yapar, “oy kullanmayı şirk görüyor musun” diye sorar, bunların şirk olduğunu bile ilk defa sizden duyan halkı tekfir edip müşrik muamelesi yapardınız, ama aksine Müslüman muamelesi yaptınız.

Bakın Irak İslam Devleti zamanında genel emir olan yani Bağdadinin şuanki konumunda olan Ebu Ömer el Bağdadi (Rahimehullah) ses kaydında ne diyor:

“İnsanlar akidemizde hiç yeri olmayan şeylerle üzerimize yalan attılar. Bizim Müslümanların avamını tekfir ettiğimizi, onların kanlarını ve mallarını helal kıldığımızı iddia ettiler.”

Bu ses kaydı önemli, çünkü şu anki IŞİDçiler genel olarak Türkiye halkını tekfir ediyorlar. Bunlara Murat Gezenleri ve İlyas yani Ebu Ubeydeyi örnek verebiliriz. Oysaki IŞİDin önceki genel lideri bu akide üzerine değildir. Adnani de ses kaydında halkları tekfir etmediğini söylemiştir. Halkları genel olarak kafir gören Ebu Hanzalanın bu sebeple IŞİDe katılması ve destek vermesi saçmadır. Murat ve İlyas ise “bindik bir alamete, gidiyoz kıyamete” misali bir yandan IŞİDe göre harici konumunda olmaktadır, bir yandan da IŞİDi desteklemeye devam etmektedir. Bu da başlı başına bir çelişkidir.

Bizler IŞİD için akide konusunda aşırı desek de, halkların hükmü meselesinde Ebu Hanzala da biliyor ki IŞİDin lider kadrosu kendisinin yanında Mürcie kalıyor!

—Bakın Dakika 12:30da Ebu Hanzala neler diyor: “Bir cemaatin sözcüsü (IŞİDin sözcüsü Adnaniyi kastediyor) çıkıp diyor ki, toplumları asli kâfir gören insanlar bu asrın haricileridir. Biz bunları kendi saflarımızda uyarıyoruz, anlamazlarsa cezalandırıyoruz, anlamazlarsa saflarımızdan kovuyoruz. Doğru mu kardeşlerim? Bunu bir kavmin resmi sözcüsü söyledi mi? Bu benim akidemdir diyerek. ‘Yav bende böyle inanıyorum ama kimse bana (IŞİDde) bir şey demiyor. Sana kimse bir şey demiyorsa o benim sorunum değil. Bana harici diyen bir adamla ben aynı çatı altında bulunmam.”

Ebu Hanzala burada açıkça IŞİD ile akidelerinin bir olmadığını, IŞİDin kendilerine harici dediğini söylüyor. Adnaninin o konuşması önemlidir. Gerçekten de iki tarafı yakından takip eden bizler için bu konu kapalı değildi. Fakat Ebu Hanzala IŞİD ilk ayrıldığında ve Muhaliflere saldırdığında öyle bir destek verdi ki, daha sonra tükürdüğünü yalaması zor oldu ve uzun bir süre bu konularda açıktan ses kaydı yayınlamadı. Hanzalacılar da IŞİDe katılmaya devam etti, oysaki Ebu Hanzala IŞİDe kendi gitmedi. IŞİD aleyhine Ebu Hanzala hala gizlice konuşuyor (video çekmeyerek) konuşuyor ve kendi cemaatini IŞİDe gitmekten sakındırıyor. Bu da IŞİDçilerin tepkisini çekti ve sonunda bu ses kaydını büyük bir casusluk başarısıyla (!) çekmeyi başararak yayınladılar. Böylece hem IŞİDçi hem Hanzalacı olan romantik hariciler şaşkın avanaklar gibi ortada kaldı: Ya Hanzala haklı ve IŞİD Mürcie, ya Adnani haklı ve Hanzala harici! (Bize soracak olursanız iki tarafta da Haricilerin bazı özellikleri bulunmaktadır, ama renk tonu farklı) Zaten Ebu Hanzala da ses kaydında Dakika 14te tam bu noktanın üzerine basarak “Madem size göre biz halkları tekfir ettiğimizden dolayı hariciyiz, düşün yakamızdan bizi davet etmeyin” diyor.

Bakın burada halkların hükmü konusunda girilmesi gerek. Ebu Hanzala Ortadoğudaki halkları umumi olarak tekfir ediyor. Oy vermek olsun, kabir meseleleri olsun, tağutları tekfir etmemek olsun bu tür sebepler halkın yüzde 90dan fazlasını kapsadığından Ebu Hanzala halkı genel olarak tekfir ediyor, içinde Ebu Hanzalaya akidesini ispatlamış olanları ise Müslüman görüyor. Zaten tağutu tekfir etme meselesinde siyasi liderleri tekfir eden camia olarak bir kendileri bir biz olduğumuzdan tüm halk Ebu Hanzalaya göre müşrik oluyor, elinden bir biz kurtuluyoruz… IŞİD ise ele geçirdiği şehirlerde halka umumi olarak müşrik muamelesi yapmadı, olması gerektiği gibi Müslüman muamelesi yaptı. Bu önemli bir ihtilaf. Musul fethedildi, halka Müslüman muamelesi mi yapacaksınız müşrik toplum muamelesi mi yapacaksınız? Ebu Hanzala bu halkın geneli oy verdiğinden, ya da askerlik yaptığından ya da tağutu tekfir etmediğinden dolayı halkı genel olarak tekfir ettiğinden Müslüman muamelesi yapamazdı, hatta zekât yerine cizye alırdı. Ki müşrikten cizye de alınmaz, artık hücceti ikame edip keser miydi sürgün mü ederdi onu kendisine sormak gerek… IŞİDe göre ise bu görüş harici görüştür. IŞİDin resmi sözcüsü Adnani de bir ses kaydında bunu demiş, halkları umumi tekfir edenleri harici olarak gördüklerini açıklamıştı. Bu durumda Ebu Hanzala da IŞİDe göre harici olduğundan (beterinden de beteri vardır) Ebu Hanzala önce tövbeye çağrılır, tövbe etmezse de öldürülür ya da hapsedilir. IŞİDe göre harici olanlar öldürülüyor mu? Birçok kişiyi öldürdüler. Ebu Hanzalacıları niye öldürmüyorlar o halde diyeceksiniz. Çünkü Hanzalacılar fikren bu görüşte olsa da saçma bir şekilde fiiliyatta IŞİDin görüşüyle sahada amel ettiler, yani halkı tekfir etmediler. Türkiyede namaz ve şehadet bunlara göre İslam alameti değiken Rakka ve Musul halkı için bir anda nasıl İslam alameti oldu o da ayrı bir merak konusu…

—Dakika 15te Ebu Hanzala “Kimsenin halifesine biat etmek zorunda değiliz. Böyle bir mecburiyetimiz yoktur. Allahtan korkun, size her dua edene küfrettiniz, size her destek vereni tekfir ettiniz, sizin için her hüsnüzanla davrananı ajanlıkla suçladınız.” diyor. Bundan önceki dakikalarda IŞİDçilerin kendisini tekfir ettiğini ve ölümle tehdit ettiğini söylüyor. Aslında Ebu Hanzalanın bu söylemi bir itiraftır. İşte başında desteklediğiniz IŞİD, bugün sizi ölümle tehdit eder noktaya geldi. Oysaki biz başından bu yana bunların zalim olduğunu söylemiş, haykırmıştık ama Ebu Hanzala ısrarla onları savundu. Büyüttüğünüz akrep dönüp sizi ısırdı…

Ebu Hanzala Dakika 20den itibaren IŞİDin halkın içinde bomba koyarak sivil insanları katletmesini eleştiriyor, ardından da IŞİDin şova dönüştürdüğü infaz videolarını eleştiriyor. Ebu Hanzalanın bunları eleştirmesi önemlidir, ama şu da bir gerçek ki bu eleştirilerini açıktan yapmayarak kendi gençlerinin bu örgüte gitmesine ve destek olmasına vesile oldu.

Konuyu özetleyecek olursak,

-Ebu Hanzalanın 15 Temmuzda, belirli şartlara uymak kaydıyla, sokağa çıkıp darbecilere karşı gelinebilir demesi doğru bir yaklaşımdır. IŞİDin ise bunu şirk eylemi görmesi tamamen abartılıdır. Zaten ümmetin geneline bakacak olursak IŞİD dışında kimse de böyle bir görüş beyan etmedi. Aksine cihad hareketleri ve muteber görülen âlimlerin tamamı darbeye karşı mücadeleyi meşru gördüler.

-Ebu Hanzalanın dediği gibi, IŞİD kendisini İslama nispet eden kadim İslam toplumlarını tekfir etmiyor, genel olarak Müslüman muamelesi yapıyor. Bunu Rakkada, Musulda, Ramadide kısacası ele geçirdiği her yerde böyle uyguladı. Ebu Hanzala ise bu şehirlerin halkları askere gitmek, oy vermek, tağutu tekfir etmemek gibi sebeplerle umumi olarak müşrik toplumlar olduğundan farklı bir uygulama yapardı. Örnek verecek olursak Sincarı ele geçiren IŞİD, burada İslam üzerine görmediği Yezidi halkına (ki Şeytana tapan bu halk elbette kâfirdir) muamelesi ile Musul halkına muamelesi arasındaki farkı biliyorsunuz. Bu konuda cumhur ulemanın görüşü de IŞİDin görüşü gibidir. Yani halklar umumi olarak tekfir edilmez. Zaten hiçbir cihadi cemaat ya da hiçbir muteber alimin böyle bir görüşü yok. Ebu Hanzala da bu görüşünde yalnız kalmaktadır.

-Ebu Hanzalanın da dediği gibi, IŞİD halkları tekfir etmiyor, bu nedenle de IŞİDin genel görüşünde cehalet akidede mazarettir. Bu durumda Ebu Hanzalanın da dediği gibi, IŞİDe göre Ebu Hanzala haricidir. Çünkü Müslüman toplumları haksız yere tekfir ediyor. Ebu Hanzala da burada şu eleştiriyi getiriyor: “Sizin içinizde benim gibi düşünenlerin de olması, sizin akidenizin belirsizliğine delildir.” Bu nedenle de hicret etmedi ve etmeyecek çünkü başına ne geleceği belli değil.

Burada bir dipnot düşeyim. Türkiyedeki IŞİD medyası Ebu Hanzala gibi halkları tekfir ediyor. Bu ise tamamen onların kendi görüşüdür. Bu insanlara da şunu sormak gerekiyor: İstanbul halkını kâfir yapan ameller, Musul veya Rakka halkında da mevcut değil miydi? Yoksa IŞİD o şehri ele geçirmeden bir gece önce mi tüm şehir iman etti?! Bu tutarsızlığınız zaten Ebu Hanzalanın da dediği gibi, her türden fikri barındıran ve içerisinde fitnenin bitmeyeceği devletinizin eseridir.

Allah Ebu Hanzalayı da IŞİDçileri de ıslah etsin, ölüm meleği kendilerine yaklaşmadan önce tövbe etmeyi nasip etsin. Aksi takdirde peşinden sürüklediğiniz gençlerin de vebalini yükleneceksiniz.

Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Cafe Masaları
Tuğla panel kare
Son Yorumlar
Engin Koç
Rabbim yar ve yardımcın olsun. Nice kardeşlerimiz mağdur edildi, haftalık evlerinin kapıları kırılan, yaptığı
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Medya Times | http://www.medyatimes.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2016 - 2017