Medya Times

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Yazının Tarihi :   23 Temmuz 2016 - 11:01:11

DARBE ve YOL HARİTAMIZ

Büyüt
Küçült
DARBE ve YOL

Hatice Hayat CEMRE

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

Allah( azze ve celle)’ye hamd olsun, salat ve selam da O’nun şanlı Rasulü Muhammed(sallallahu aleyhi ve sellem)’e, temiz ve pak ailesine, ashabına ve onlara ihlasla tabi olan mü’min kulların üzerine olsun.

15 Temmuz gecesi Türkiye’nin yepyeni bir sürece evrildiği, geri dönüşü olmayan bir geceydi. Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.

Yıllarca kurulu düzenle barışık yaşayıp devletin bir çok kurumunda yer edinmiş, bankası, televizyon kanalları, yurt içi ve dışındaki okulları, yayınevleri ile adeta bir devlet olmuş bir yapı nasıl oldu ise mevcut hükümetle ters düşünce prestij kaybı yaşamaya başladı. Öyle ki bu kayıp dünyada eşi benzeri görülmemiş bir kalkışma ve neticesinde müntesiplerinin toplumdan tecrit edilmesine kadar varan bir sürece dönüştü.

Onlar altın çağlarını yaşayıp şimdi ise içinde bulundukları o yapıdan değillermiş görünmek için çabalıyorlar. Yanlışları çook büyüktü İslam’ı kullanarak bir çok insanı kandırıp sırtlarından semirdiler. Ne oldukları ortaya çıktığında güvenlerinin, zamanlarının, paralarının heba edildiğini farkedip dönenler olduğu gibi hiç bir işaretle basiretleri açılmayan, FETÖ’nün yılmaz savunucuları ve bağlıları da bulundukları hal üzere devam ettiler.

Dersane kapatılma süreci, ayakkabı kutuları ve darbe...Darbe bardağı taşıran son damla idi. Yıllar yılı karıncayı dahi incitmez görünen, kısa bıyıklı, devlet kademelerinde sinekkaydı traşlı abiler büyük bir oyuna kalkıştılar, gemileri yaktılar, kurşunu ayaklarına değil kalplerine sıktılar. Yetiştikleri ülke insanlarına silah doğrulttular, hatta ağır silahlarla onları vurdular, yetmedi tankların altında ezdiler.

Bütün bu zulme karşı kendilerine boyun eğmeyen ölümü hiçe sayan bir halk buldular karşılarında.

Darbelerinde aslında kullanılan birer maşadan başka bir şey değillerdi. ABD’de yaşayan bir ayağı çukurda hoca müsveddesi ve onun  ipini elinde bulunduran ABD’nin kirli bir oyunuydu darbe kalkışması.

Darbe gecesi ülke kurumlarını bombalayan uçaklar, halka kurşun yağdıran helikopterler Türkiye’de bulunan üslerden kalkıyor, oralarda yakıt ikmali yapılıyordu.

Halkın dik duruşu ile FETÖ grubunun bu girişimi hedefe ulaşamadı. O halk ki kendi kazanımlarını kaybetmemek, İslamın, müslümanların, evlatlarının felahı için  karşı durdu darbeye. Güvensiz bir ortam oluştu. Artık ülkeyi koruma görevi ne polisin ne askerin. Bu görev bizzat silahsız halkın dik duruşu ile sağlanıyor, nereye kadar?

Her zor durumda mağdur olan, siper olan hep müslümanlar oldu.

Erdoğan İncirlik Üssünü sadece  bir gün kapalı tutabildi. Sınır ötesinde PKK zor durumda kalmıştı düşmanının menfaati pahasına İncirlik’i tekrar açtı Türkiye. Ve aynı gün ABD Suriye/Membic’de çoğu kadın çocuk en az 200 masum sivil insanı katletti. İncirlik’in açılması darbeye karşı duran samimi insanlara bir ihanetti.

Konuya dair Şeyh Makdisi’nin rt yaptığı bir twit meseleyi özetliyordu:

"İncirlik üssünün kapatılması darbecileri tutuklamak için. Lakin Müslümanları bombalayan uçaklara ise kapanmıyor."

Türk hükümetinin  terörist diye yaftaladığı her fırsatta kötülediği mücahidler haber gönderiyordu yardıma ihtiyacınız varsa gelelim diye. Müttefik ve dost addettiği batılı ülkeler duruma göre vazife çıkarmakla meşgulken, kötü gösterilen mücahidler kimin gerçek dost olduğunu ortaya koyuyorlardı.

Erdoğan ve partisinin bu halka vefa borcu var. Bunun için İncirlik derhal kapatılmalı, FETÖ grubunun hakim ve savcılarının içeri tıktığı suçsuz müslümanlar hakkında verilen mahkumiyet kararları iptal edilmeli. Bu insanlar zindanlarda olmasaydı darbeye karşı duranlar arasında mutlaka yer alırlardı. Onlar bu toprakların kimseye silah doğrultmamış samimi müslümanları. Bütün bu yaşananlardan sonra onlar bir an bile zindanlarda bırakılmamalı.

Zor günlerden geçiyoruz. Önümüzde bir belirsizlik var. Güvensiz bir ortam oluştu. Halkın direnişi İslami kaygılardan Demokrasi savunuculuğuna evriltilmek isteniyor. Bu bilinçli olarak yapılıyor. Tv kanalları, devletin yayın organları israrla demokrasi vurgusu yapıyor. Bu yaşananlar demokrasi dininin bağlılarını artırmaya yönelik girişimler ve söylemlerle farklı bir mecraya çekiliyor. Bazı yerlerde tevhid bayrakları yasaklanıyor.

"Demokrasi Nöbeti" "Demokrasi Şehidi" kavramları israrla kullanılıyor. Hayır, direnen insanların birçoğu köhne, adaletsiz demokrasi düzeni için değil ırzlarını, namuslarını, dinlerini korumak için meydanları doldurdular, darbeye geçit vermediler. Bu direniş esnasında can veren müslümanlara "demokrasi şehidi" demek önce İslam’a sonra onun müntesiplerine en büyük hakaret, iftira ve aşağılamadır. Yalnızca Allah için Allah yolunda can veren şehiddir. Şehidliğin kısımları bu ifadenin içinde yer alır. Demokrasi gibi İslam’ı reddeden İslam düşmanı bir sistem nasıl olurda İslam’ın şehidlik kavramını sahiplenebilir? Bu asla kabul edilemez.

Türkiye yüzünü hep batıya döndü, o batı ki İslamı yok etmek, müslümanların kökünü kazımak için yıllarca savaş verdi şimdi ise o savaşın en şiddetlisini Şam topraklarında ve gizli eller ve maşaları ile Türkiye’de veriyor.

ABD ve Batılı devletler hiçbir zaman bize dost olmadılar bundan sonra da olmayacaklar. Hep "Yurtta sulh cihanda sulh" safsatası ile avutulduk, kandırıldık, sindirildik. Batılı devletler sulhu kendi aralarında isterken İslam coğrafyasını kan gölüne çevirdiler.

Bizi yöneten benliğinden uzaklaşmış batı uşakları ise bunu bir türlü kabullenmeyip aksine işte İncirlik eliyle olduğu gibi  onların katliamlarına destek oldular, yardım ve yataklık yaptılar. Canı yanmış bir masum yavrunun bir damla gözyaşı bile helaklarına sebeptir.

Bütün bu yaşananlar esnasında müslümanların  gözbebekleri, başlarının tacı kıymetli şeyhlerimizden, alimlerimizden, ilim erbabından(Allah hepsinden razı olsun) Türkiye’de yaşanan süreç ve müslümanların tavrına yönelik yol gösteren, destek verici seyre ışık tutan açıklamalar geldi. Hepsi birbirinden değerli ve önemli tesbitlerdi.

Şam Cihadının adeta çimentosu ve kalbi Şeyh Abdullah Muhaysini(Allah onu korusun) türk halkının yanında olduklarını ve onlar için dua ettiklerini açıkladı.

Şeyh Ebu Katade el-Filistini darbe gecesinin ardından attığı twitte Türk halkının darbeye karşı duruşunu şu tarihi olayla örneklendirerek değerlendiriyordu:

"Sahabenin Habeşistana hicret ettiği zamanlarda Necaşiye karşı bir inkılap girişimi meydana gelmiş
ve muhacirler bu duruma üzülmüştü. Sonra Allah Necaşiye hasımlarına karşı galibiyet nasip etti ve muhacirler sevindi.
Her bir salih kimse mücrimlerin rezil oluşuna sevinmiştir."

İşte Şeyh Katade’nin belirttiği gibi Türkiye’de başgösteren darbe girişiminin  başarısız olmasına müslümanlar sevindiler.

Yine Şeyh Ebu Katade darbeye dair yayınladığı bir diğer mesajında müslümanların darbeye karşı duruşunu şu sözleri ile tasdik ederek değerlendiriyor ve önemli bir ayrıntıya dikkat çekiyordu.

Şeyh Ebu Katâde (hafizahullah):
"Maksadımız tağutların zulmünden korunmak olduğu zaman Tayyipçilere kaçarız.

Ama maksadımız dinimizi hâkim kılmak olduğunda ise bizi ancak cihad ve fedakârlık ehli temsil eder." diyordu.

Allame şeyh Süleyman Ulvan’ın (Allah onu esaretten kurtarsın, korusun) kendisini methettiği hikmetli şeyh Ürdün’lü düşünür ilim adamı Dr. İyad Kuneybi Türkiye’de yaşanan sürece dair attığı ve Şeyh Ebu Muhammed el-Makdisi’nin de rt yaparak onay verdiği twitinde durumu şöyle analiz ediyordu:

"Müslüman, İslama düşmanlık eden bir düzene karşı İslamla olan muamelesinde laikliğe yakın olan bir düzenin galip gelmesinden ötürü sevinebilir. Çünkü bunda Müslümanlar üzerindeki baskıyı hafifletmek vardır.

Lakin bu savaştan sanki İslam savaşıymış gibi, ‘bir tarafın diğer bir tarafa galip gelmesi İslamın galip gelmesidir! diye bahsetmemiz bir gaflet, vehim ve uluslararası düzenin yolları içerisinde (şeran) girilemeyen İslami mücadelenin suretini kötü/alçak hale getirmektir."

Diyerek darbeye karşı duruşun bir İslam savaşı olmadığını belirtiyor ve meseleye tıpkı Şeyh Ebu Katade gibi bakarak açıklık getiriyordu.

Allame Şeyh Ömer el-Haddûşî ise şöyle bir mesajla TC deki durumu ve halkın darbeye direnişini değerlendiriyordu:

"Tarih tekerrür ediyor: Sahabe Kureyş kâfirlerinin zulmünden kaçmak için Habeşistana hicret ettiği zaman Allahın kaderi Necaşiye karşı günümüz tabiriyle- bir darbe girişimi meydana gelmişti.

Bunun üzerine sahabe Ona dua ile destek verdi ve Allah Ona yardım etti, sonra da Müslüman oldu. Biz de cumhurbaşkanı Erdoğandan Allaha bir vefa ve şükür olarak laikliği değil İslamiyeti ilan etmesini umuyoruz."

Şeyh’in mesajı çok önemli. Erdoğan o gece öldürülseydi demokrasi dini üzerine ölmeyecek miydi?

Peki ne kazanacaktı, İslam üzere ölmeyenlerin kazanacaklarını. İşte Allah ona böyle bir fırsat verdi. Neyi bekliyor? Ama o hala demokrasi vurgusu yapmaya devam ediyor. Adeta Allah ona bütün fırsatları vererek Ahirette lehine delil olabilecek hiç bir sebep bırakmıyor. O bütün fırsatları, elinin tersi ile itiyor. Kendisini Allah katında mazur gösterecek hiç bir sebebi kalmıyor.

Bu aşamada Şeyh Makdisi’nin konuya dair açıklaması can alıcı sorusu geliyor:

Şeyh Ebu Muhammed el-Makdisi şöyle diyordu:

"Menhecsizlikler: İnkılap girişimi(darbeyi kastediyor) başarısız oldu çünkü Türkiye  ordusu ve istihbaratının geneli ve Türk halkı Erdoğanla birlikte O halde laik Erdoğan hükümetini şeriatı hakim kılmaktan geri durmasında ne ile mazur görüyorsunuz?!

(Şeriatla hükmetmesine engel ne?!)"

Erdoğan mazur görülemez. Tek dostunun halkı olduğunu artık anlaması gerekir. Yine Şeyh Makdisi Türk halkının şeriatle yönetilmeyi hakeden bir halk olduğunu bir başka mesajında dile getiriyordu.

Dr.Kuneybi uluslararası düzenle karşı karşıya gelmenin hezimete götüreceğini onlarla birlikte yaşamanın belki tek çıkış yolu olduğu görüşünün yanlışlığını ise şu sözleri ile dile getiriyor:

"Bizim ’hezimet’in (yenilginin) tarifini bir daha yapmaya ihtiyacımız var. Uhdud müminleri Allah yolunda yakıldılar. Ama Allah onların akibeti hakkında şöyle demiştir: ’İşte bu büyük zaferdir.’ "

Tarihçi Doktor Hâni es-Sibâî geçtiğimiz aylarda kaleme aldığı bir yazısını tekrar gündeme getirerek soruyor:

"Türkiye darbe girişiminin başarısızlığından sonra Erdoğana suikast düzenlerler mi? Erdoğanın akibeti (eski Pakistan Cumhurbaşkanı) Ziyaulhak gibi olur mu?"

Evet herşey olabilir. Türkiye geri dönülemez bir yola girmiştir. Yol haritası Allah(azze ve celle)’nin seçtiği yol olarak belirlenmeli, Rasul(aleyhisselam)’ın ve raşid halifelerini izzetli yolu izlenmelidir.

Erdoğan artık dostunu düşmanını iyi tanımalı Hakka dönmelidir. Yol Hakkın yolu ise bu yolda yenilgi asla yoktur. İki iyilikten birisi vardır ya zafer ya şehadet. Keşke dememek için sıvanmalı kollar. Mursi tecrübesi ve benzerlerinden ders alınmalıdır. Demokrasi saadet değil ancak hüsranı getirir ve hep öyle de oldu.Tarihte hiçbir devlet zulümle, Haktan yüz çevirmekle abad olmadı bundan sonra da olmayacak.

Davamızın sonu Alemlerin tek hakimi Allah(azze ve celle)’ye hamd etmektir.

@hayatcemresiyle

Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
KADİMEYA
 
Çok yanlış değerlendirilen bir yazı. Hükümet ve Cumhurbaşkanına karşı yazılmış. İçerisinde İslami bilgiler vermiş olmanızda cabası. Okuyan İslami bilgiler yüzünden İslami bir yazıymış zannedecek.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Tuğla panel kare
Son Yorumlar
Suheyl Gazi
Gunaydin Müslümanlar
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Medya Times | http://www.medyatimes.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2016 - 2017